Aytaç V. Pamuk / İstanbul
Tek bir kanalın değil, dijital işin tamamının içindeyim.
Girişimci, danışman ve sistem üreticisiyim. Dijital pazarlama, e-ticaret, pazaryerleri, influencer ve UGC operasyonları, Marketing Intelligence, ürün kreatifi ve yapay zekâ otomasyonlarını aynı iş problemi etrafında birleştiriyorum.

Nereden geldim?
On sekiz yaşımdan beri online ticaretin içindeyim. Eğitim hayatımı Türkiye, Yeni Zelanda ve Avustralya'da sürdürdüm; yüksek lisansıma Imperial College Business School odağında devam ediyorum. Yurt dışında hem büyük ölçekli firmalarda hem pazaryerlerinde çalıştım — sistemin kurulu olduğu, verinin karara bağlandığı, kimsenin "bu ay neden düştük" diye tahmin yürütmediği bir ortamda.
Türkiye'ye döndüğümde şunu gördüm: potansiyel çok büyük ama doğru sistemi kuran çok az. Bilgi vardı, hevesli insan vardı, ürün vardı. Eksik olan sıraydı. O yüzden kendi dijital ajansımı kurdum.
Bugüne kadar yirmiden fazla makale ve on kitap yazdım. Google, HubSpot ve Meta'nın eğitim ve sertifika programlarını tamamladım. Ama en çok işe yarayan şey hâlâ şu: kendi markalarımı da yönetiyorum, yani komisyon kesintisini, kargo baremini ve iade oranını her gün ben de yaşıyorum.
Neden bu işin içindeyim?
Bu işe girdiğimde herkesin konuştuğu şey trafikti. Daha çok ziyaretçi, daha çok tıklama, daha çok reklam. Bir süre sonra şunu gördüm: trafiği büyüten markaların çoğu para kazanmıyordu. Ciro artıyor, ekip yoruluyor, banka hesabı aynı kalıyordu.
Sorunun pazarlamada değil, pazarlamanın ticari gerçeklikten kopmasında olduğunu anladım. Komisyon, kargo baremi, iade oranı ve stok maliyeti aynı tabloya girmeden yapılan her reklam kararı bir tahmindir. O günden beri yaptığım iş, bu tabloyu kurmak ve kararı tahminden çıkarmak.
Neyi yanlış yaptım?
Uzun süre araç sayısının yetkinlik olduğunu sandım. Daha çok panel, daha çok entegrasyon, daha çok rapor. Sonuçta kimsenin bakmadığı on dört dashboard ve haftada bir toplantıda tartışılan tek bir sayı kaldı geriye.
Bugün tersini yapıyorum: önce hangi kararın hangi sıklıkta verileceğini yazarım, sonra o kararı besleyecek en az veriyi kurarım. Bir raporun varlık sebebi bir karardır; karar yoksa rapor da olmamalı. Bunu kendi hatamdan öğrendim, o yüzden anlatırken rahatım.
Bu yayın neden var?
Denediğim yöntemleri, araçları, raporları ve yanıldığım noktaları düzenli olarak paylaşıyorum. Amacım kimseye “şunu yap” demek değil; okuyanın kendi sistemini daha bilinçli kurması. Kitapların ve araçların ücretsiz olmasının sebebi de bu.
Çalışma biçimim
Üç adım, hep aynı sırayla.
Hangi marka, hangi sektör olursa olsun sıra değişmiyor. Sırayı bozduğumuz her seferde geri dönüp baştan başladık.
Önce problemi ve veriyi okurum
Hangi ekranın açık olduğu değil, hangi kararın yanlış verildiği önemlidir. Ciro, marj, iade, kargo ve reklam verisi aynı tabloya girmeden hiçbir şeye yorum yapmam.
Katmanları birbirine bağlarım
Süreç, içerik, teknoloji ve ölçüm ayrı ayrı iyi olabilir ama birbirine bağlı değilse işe yaramaz. Kırılma genelde bu bağlantı noktalarındadır.
Sistemi çalışır hâlde bırakırım
Amacım daha fazla dashboard değil. Ben gittikten sonra da haftalık ritmini kendi başına döndürebilen bir yapı kalmalı.
İş ortağı olduğum e-ticaret altyapıları
Ne kurdum
Dört ayrı marka, tek bir problem.
Hepsi aynı sorunun farklı katmanına bakıyor: dijital işi tahminle değil sistemle büyütmek.
Çalıştığım reklam platformları
Sertifikalar
Sertifikalar.
Google, HubSpot ve Meta'nın eğitim programlarını tamamladım. Aşağıdakiler Google Skillshop belgeleri. Belgeler Google'ın kendi ürettiği hâliyle duruyor.
























SATIŞ YÖNETTİĞİM PAZARYERLERİ
